2026 yayınlarımda bahsettiğim üzere
17 Şubat Güneş tutulması modern 3. dünya savaşını başlatmış oldu. Peki önümüzdeki süreçte neler olacak? Öncelikle bu başlayan yeni sürece modern 3. dünya savaşı deme sebebim sıcak ve soğuk savaşın iç içe ve sırayla yaşanacak bir süreç olmasından geliyor. Önümüzdeki 1.5 yıllık süreçte bazı dönemlerde sıcak çatışmalar bazı dönemlerde stratejik saldırılar ile uzun soluklu bir savaşa şahit olacağız ve bu süreçte dünyanın kutuplaştığını göreceğiz. Hal böyle olunca 2. dünya savaşı ile soğuk savaş dönemi karışımı bir süreç bizleri bekliyor diyebiliriz. İlk etapta savaşın gidişatındaki önemli dönemlerden bahsetmek isterim. 22-30 Haziran arasında bugünlerdekine benzer çatışmalar görebiliriz. Devamında 16-27 Kasım aralığında savaşın daha büyük bir alanda ve çok daha fazla yere sıçrayarak büyümesine şahit olabiliriz. Son noktada ise 2027 yılında 20 Şubat-24 Mart arasındaki günler de savaşın sıcak gelişmelerini izleyebilir ki bu dönem aynı zamanda savaş suçlarının da işlenebileceği bir dönem olacak. Şimdiden hepsini not edelim. Bu sürece ilk olarak İran tarafından baktığımızda İran’ı Temmuz 2026 ile Nisan 2027 arasında çok zor bir dönemin beklediğini görüyoruz. İran’da yaz aylarında muhalif hareketler fazlasıyla güçlenecektir. Halkta hükümete karşı isyan çığ gibi büyüyecektir. 12 Ağustos tutulması İran’da halkta ve muhalif kanatta bir dip dalganın başlangıcı olacaktır. Sonbaharda ise özellikle 10 Ekim-26 Kasım arasında İran’da iç karışıklıklar yaşanabilir. İran’da hükümet dışarıdan tehditler devam ederken içindeki ayaklanmalarla mücadele edebilir. Aynı dönemde İran topraklarına dış saldırılar da bugünkü gibi yoğun şekilde yaşanabilir. 2027 yılının 6 Şubat tutulması ise İran’da bugünkü yönetimin değişmesini ve yepyeni bir rejimin yeni bir yönetim kadrosu ile gelmesini gösteriyor. Olaya ABD açısından baktığımızda ise ilk dikkat çeken dönem yaz aylarında 20 Haziran-15 Ağustos arasındaki dönem olacak. Bu dönemde ABD’nin Mars dönüşü aktifken Trump devletlerden net bir dostluk ve düşmanlık beklentisinde olabilir. Müttefiklerim yanımda, düşmanlarım karşımda olsun ve işbirliği yaptığımız hiçbir devlet beyaz bayrakla beklemesin baskısı yapabilir ki dünyanın kutuplaşması tam da bu dönemde yaşanabilir. Lakin aynı dönem ABD’de Trump için zorlu geçecektir. Haziran-Temmuz-Ağustos sürecinde ABD’de halkında Trump’a karşı tepkiler fazlasıyla artabilir. Aynı dönemde ABD senatosunda ve meclisinde Trump’a karşı yoğun eleştiriler yaşanabilir, başkan üzerinde ciddi bir baskı kurulabilir. Savaş noktasında ise ABD 10-26 Kasım günlerinde ve 2027’nin 20 Şubat-16 Mart tarihleri arasında yoğun bir şekilde saldırılar gerçekleştirebilir. Bu sürecin ilginç yanı ise şu ki haritalara göre yazın başlayacak olan baskılar nedeniyle 2027nin Şubat-Mart aylarında Turmp’ın koltuğu tehlikede olacak. Olayın İsrail tarafına geldiğimiz ise işin sonunda İsrail’in bu süreçten istediğini elde edeceğini görüyoruz. Öncelikle İsrail devleti yaz aylarında savaş için ayırdıkları bütçeyi ve savunma sistemlerine yaptıkları yatırımları arttırabilir. Bilhassa temmuz ayı itibariyle İsrail hem İran’a hem Filistin’e karşı saldırgan tutumunda daha agresif ve daha işgalci bir tutuma geçebilir. Özellikle de 20 Ekim-25 Kasım aralığında aşırı derecede saldırgan ve işgalci hamleler ile savaş suçu işlemeye kadar varan bir agresif tavır koyabilir ortaya. Aynı zamanda 2027 yılının Şubat ve Mart aylarında da İsrail saldırılarına güçlü şekilde devam edecektir ki 6 Şubat 2027 tutulmasıyla İsrail bu süreçten istediğini alarak kalkabilir. Olaylara ülkemiz açısından baktığımızda ise bu süreçler boyunca Türkiye’nin tıpkı 2. Dünya savaşında olduğu gibi tarafsız kalarak savaşı dışında tutacağını, topraklarına bir saldırı olmayacağını, sınır ve toprak bütünlüğünü koruyabileceğini görüyoruz. Sadece bizi kendi tarafında görmek istediği halde bunu alamayan devletlerin ülke içinde iç güvenliği ve halkın huzurunu bozmaya yönelik faaliyetleri olabilir. Bu yönüyle 2016 benzeri bir süreci yaşamamız için birçok yurt dışı merkezli örgüt içimizde faaliyet göstermeye çalışabilir. Burada amaç hem ülke içinde huzurumuzu bozmak hem de devletimizi bizlere yani halkımıza karşı zor durumda bırakmak olacaktır. Türk halkı olarak bize düşen görev ateş çemberi içinde sağ duyulu kalabilmek olacak. Provakasyonlardan uzak durmamız gereken bir döngüye girdik. Bu sürecin evrensel ölçekte yaratabileceği ekonomik sürece geldiğimizde ise Satürn-Neptün döngüleri dikkat çekiyor. Satürn ve Neptünün kendi arasında 3 kademeli döngü oluşturduğu 1846-1953-1989 yıllarının ortak vurgusunda dünyada var olan ekonomik düzenin tamamen değiştiğini görüyoruz. 1846 döneminde dünya serbest piyasa anlayışına kaymıştı. 1953 sürecinde 2. Dünya savaşı sonrası ekonomik toparlanma dönemi başlamıştı. 1989’da ise Berlin Duvarının yıkılmasıyla kutuplaşmış dünya ekonomisinden tek pazara geçilmiş. Şimdi de 2026’da yaşanan Satürn-Neptün Koç kavuşumu bizlere 2 yıllık bir geçiş döneminden sonra 2028’de yepyeni bir ekonomik düzenin, yeni bir dünya pazarının bizleri beklediğini gösteriyor. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir, tüm dünya için en hayırlısı olsun.